| Medikal Teknoloji Biyomedikal Biomedical Elektronik Nanoteknoloji Biyoteknoloji Mühendisliği :: Forum :: Biyomedikal :: Tıbbi konular |
|
<< Önceki konu | Sonraki Konu >> |
| Multipl Skleroz (MS) | ||
|
Moderatorler: Çağan, yavuznuri, kadir
|
| Yazar | Mesaj | ||
| yavuznuri |
| ||
Site Ana Yöneticisi![]() ![]() Kayıtlı Üye #4 Kayıt Tarihi: 31 Ara 05 saat: 02:45Üniversite:: UCLA (University of California-Los Angeles) Mesaj Sayısı: 913 25 kez 24 mesajda teşekür aldı | Multipl skleroz nedir? Genel bir deyişle Mulltipl Skleroz (MS); Özellikle genç erişkinlerde görülen, normal gelişimini tamamlamış olan miyelinin (sinirlerin etrafındaki kılıfın) yıkımı (Demiyelinizasyon) ile şekillenen, genellikle atak ve düzelmelerle bazen de ilerleyici bir seyir gösteren sebebi tam olarak belli olmayan santral sinir sisteminde dağınık lezyonların bulunduğu bir hastalıktır. Hastalık adını da lezyonların özelliklerinden almıştır. Yani santral sinir sisteminin birden çok yerinde lezyon olması (Multipl) ki bunlar beyin yarımküreleri , beyinsapı, serebellum (beyincik), ve omirilikte olabilir ve yıkılan miyelin kılıfının yerinde sert bir dokunun (Skleroz) gelişmesidir. Miyelin ,santral sinir sistemindeki sinir liflerini çevreleyip onları koruyan ve sinirlerin görevlerini yerine getirmelerini sağlayan bir kılıftır. Hastalıkta ortaya çıkan miyelin harabiyeti sonucu sinirler görevlerini tam yapamazlar ve etkilenen yere bağlı olarak klinik belirtiler (Semptomlar) ortaya çıkar. MS’in nedeni nedir? Özellikle son 10-15 yıl içinde klinik radyolojik ve immünolojik ve patolojik çalışmalardaki gelişmeler ve yeni tedavi girişimleri ile hastaların multidisipliner olarak daha sıkı ve yakından takiplerinin sonucunda hastalık daha çok tanınır ve anlaşılır hale gelmekle birlikte bugün için MS’in kesin nedeni ortaya konulamamıştır. Hastalığın kesin nedeni bilinememekle birlikte yapılan klinik ve deneysel çalışmalar ile epidemiyolojik veriler ışığında, hastalığa neden olabileceği veya hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabileceği düşünülen bazı sonuçlar elde edilmiştir. Bunlar arasında çevresel faktörler, iklim, yaşanan bölge, toprak, su, diyet, genetik yatkınlık ve enfeksiyonlar gibi durumlar imunolojik durum yaratarak hastalığın gelişmesinde etkili olabileceğini düşündürmüştür. MS’un belirtileri nelerdir? MS’in santral sinir sisteminin bir çok alanını etkilemesi kliniğe de yansımakta ve hastalarda birden çok belirtiye sebep olmaktadır. Hastalığın ilk atağında genellikle tek bir bulgu bulunmakla birlikte, birden fazlada bulgu da bulunabilmektedir. Ataklarda en sık görülen belirtiler, bir tarafta veya bir veya birden çok ekstremitede kuvvetsizlik, uyuşukluk gibi kuvvet kaybı veya duyu bozukluğu, bir gözde ağrılı görme kaybı veya bulanık görme, çift görme, yürüyüş bozukluğu(yalpalayarak yürüme), konuşma bozukluğu, dengesizlik, idrar yapmada zorluk veya idrar kaçırma, cinsel fonksiyon bozuklukları, yorgunluk gibi bulgular değişik sıklıkta görülebilmektedir. Egzersiz veya çok sıcak bir banyodan sonra veya sıcak havalarda uzun süre güneşlenmek yada infeksiyonlara bağlı vücut ısısının yükseldiği durumlarda mevcut nörolojik bulguların ağırlaşması MS’te görülen belirtilerdendir. Başın öne doğru ani eğilmesi ile kol ve bacaklarda ani bir iğnelenme ve elektriklenme şeklinde hissin ortaya çıkması MS’li hastalarda bulunabilen diğer bir belirtidir. Bunların dışında MS’te nadir olarak karşılaşılabilecek bulgular arasında lisan fonksiyonlarında bozukluk (Afazi), epileptik nöbet, psikiyatrik bozukluklar (Psikoz, affktif bozukluklar, depresyon), unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerdir. Yukarıdaki belirtilerden bir veya daha fazlası birarada bulunabilir. Bazıları hastalığın başlangıç döneminde ortaya çıkar, bazıları ise geç dönemde ortaya çıkabilir. Fakat unutmamak gerekir ki bu belirti ve bulgular MS’e özgü olmayıp birçok nörolojik hastalıkta görülebilmektedir. Bu belirtileri olanlarda MS’i düşündürebilecek en önemli ip uçları şunlardır. Şikayetlerin genç yaşta (20-40 yaş) başlaması, beyinin değişik yerlerinin tutulduğuna ait birden çok belirtinin olması ve bu belirtilerin tekrarlayıcı nitelikte olması yani belirli bir süre devam edip tam yada tama yakın düzelmesi ve bir süre sonra aynı veya değişik bulguların tekrar başlamasıdır. Bir örnek vermek gerekirse 5 yıl önce bir gözde 15-20 gün kadar sürerek düzelen görme kaybı bulunan 20 yaşındaki bir hastada bundan 1 yıl sonra bir ay içinde düzelen dengesizlik, bir tarafında his kusuru, yalpalayarak yürüme ve konuşma bozukluğu yakınmasının bulunması ve son olarak idrar kaçırma, çift görme ve bir tarafında kuvvetsizlik gelişmesi ataklarla seyreden bir MS hastasına örnek olarak gösterilebilir. Görüldüğü gibi MS’te birçok belirti ve bulgu bulunmakta ve hastalık değişik şekilde seyredebilmektedir. Fakat hastalık herkesi aynı şekil ve şiddete etkilemez. Belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Hatta aynı kişide hastalığın seyri zaman içinde değişkenlik gösterir. Bazı hastalarda her atakta aynı şikayetler bulunurken bazılarında her atakta farklı belirtiler bulunabilir. Ataklarda ortaya çıkan bulgular bazen tam düzelirken bazen hafif şeklinde kalabilir veya hiç düzelme görülmeyebilir veya bir atakta bazı belirtiler tam düzelirken bazıları aynı şekilde kalabilir. Bazı hastalarda klinik belirtiler atak ve düzelmelerle seyrederken zaman içinde giderek ilerleyen bir seyir alabilir. Bazılarında ise başlangıçtan itibaren giderek kötüleşen ve hiç düzelme görülmeyen bir seyir gösterebilir. Atak ne demektir? Yukarıda belirtilen, şikayetlerinin bir yada birkaçının farklı zamanlarda aniden ortaya çıkarak genellikle daha uzun olmakla birlikte en az 24 saat sürmesi ve bunların 1 ay süreyle devam etmesidir. Bu genel tabirle birlikte ataklar günler veya haftalarca sürebileceği de unutulmamalıdır. Genellikle bir MS atağını oluşturan bulgu ve belirtilerin en az 24 saat sürmesi ve iki atak arasının en az 1 ay olması gerekmektedir. Hastalığın nasıl seyredeceği ve atakların ne zaman çıkacağı, ne kadar süreceği ve nasıl sonuçlanacağı önceden tahmin edilebilinirmi? Hastalığın nasıl seyredeceği önceden tahmin edilemez. Hastalığın büyük bir kısmı atak ve düzelmelerle gider ve bunlarında bir kısmında zaman içinde atak karakteri kaybolur ve ilerleyici bir seyir gösterirken, MS’lilerin yaklaşık %20’si başlangıçtan itibaren ilerleyici bir seyir gösterir. Çok az bir kısmında da (%1’den az) haftalar ve aylar içinde giderek kötüleşen ve sonucu genellikle iyi olmayan bir seyir de gösterebilir. Atakların ne zaman çıkacağı da önceden tahmin edilemez. Bazen uzun yıllar hiç atak olmaz iken bazen birkaç ay içinde ataklar tekrarlayabilir. Ataklarda ne gibi bulguların olacağı ve ne kadar süreceği ve bulguların ne kadarı düzeleceği ne kadarı sekel olarak kalacağı önceden tahmin edilemez. Bir atak geçirdikten sonra , bundan sonraki hastalığın gidişatı ile ilgili doktorunuza soracağınız sorularda size verilen cevapların çoğu “bilmiyorum” tarzında olması doktorunuzun bilgisizliği veya yetersizliği olmayıp, hastalığın nasıl seyredeceğinin önceden öngörülememesinden kaynaklanmaktadır. Hastalıktan korunmak için bir yöntem varmı ve atak gelmemesi için önlem alabilirmiyim? MS’in sebebi tam olarak bilinmediğinden bu hastalıktan korunma veya atakların ortaya çıkmasını engelleyecek hasta tarafından alınacak bir tedbir şu an için bulunmamakla birlikte atakların ortaya çıkmasını kolaylaştıran ruhsal sorunlar, enfeksiyonlar, aşırı efor gerektirici işlerden sakınılmalıdır. Ayrıca yüksek ısı ve MS belirtilerinin şiddetlenmesi arasında bir ilişki görüldüğünden çok sıcak banyo, sıcak ortamlar ve hava koşullarından kaçınılmalıdır. Bununla birlikte bu öneriyi bulunduğumuz bazı hastalar yaz aylarında işlerine gidip gelirken ve normal günlük yaşantısında bile şemsiye kullandıkları görülmektedir. Bu kadar aşırı tedbirli davranmak günlük aktiviteleri sınırlamak gibi davranışların kişide ek bir stres yaratabileceği ve bunun bir faydasının da bulunmadığı unutulmamalıdır. Atakların ortaya çıkmasını azaltan ve doktorunuzun önerisiyle başlanabilecek bazı tedavi yöntemleri şu anda bulunmakta olup tedavi bölümünde anlatılacaktır. Hastalık bulaşıcımıdır? Hastalığın ortaya çıkmasında bazı enfeksiyon ajanları sorumlu tutulmuş ise de hastalık bir kişiden diğerine bulaşması söz konusu değildir. MS genetik bir hastalıkmıdır? MS kalıtsal bir hastalık olmamakla birlikte ailesinde MS bulunanlarda MS’in görülme sıklığı biraz daha fazladır. Yani genetik bir geçiş olmamakla birlikte bir genetik yatkınlık bulunmaktadır. Fakat ailesinde MS bulunanlarda mutlaka bir MS hastası görülecek diye bir kural da yoktur. Bu yatkınlık sadece görülme sıklığının daha fazla olması şeklindedir. Özel bir beslenme gerektirir mi veya MS’lilere yararlı bir diyet varmı? MS nedenleri arasında beslenme alışkanlıkları da suçlanmış ise de şu an için bunu doğrulayan bilimsel bir kanıt yoktur. MS’li hastalar için birçok diyet önerilmiş fakat bunların hiçbirinin uzun vadeli etkilerinin olduğu kanıtlanmamış olmakla birlikte hayvansal yağların azaltılması ve bitkisel yağlara ağırlık verilmesi tavsiye edilmektedir. Diyette en önemlisi vücut direncinin düşmemesi ve sağlıklı kalabilmek için iyi dengelenmiş diyet rejimleridir. Ayrıca aşırı kilo size ek bir yük olacağından hafif kuvvetsizlikler veya bazı nörolojik bulgularınızın sizin tarafınızdan daha yoğun hissedilmesini neden olacağından kilo almadan sakınmalısınız. Hastalığın gidişatının iyi olabileceğini gösteren deliller varmıdır? Daha önceden de söz edildiği gibi hastalığın nasıl seyredeceği önceden kestirilememekle birlikte hastanın kadın olması, ilk şikayetin genç yaşta başlaması, atağın duyusal şikayetlerle ortaya çıkması, atakların hafif şiddetli olması ve kısa sürmesi, atak aralarının uzun olması ve tama yakın düzelmesi iyi seyir lehine değerlendirilir. MS tanısı nasıl konur? MS tanısında en önemli yeri hastanın tıbbi geçmişi ve nörolojik bulgularını içeren hastanın nörolojik bakısıdır. Uygun nörolojik bulguları olanlarda destekleyici bazı laboratuar testleri ile tanı bir nörolog tarafından konur. Tek başına hiçbir test MS tanısını koymakta yeterli değildir. Tanıda kullanılan testler: Manyetik rezonans görüntüleme, Uyarılmış potansiyeller adı verilen göz, kulak ve ekstremitelerden yapılan ve sinir sisteminin belli bir uyarıya verdiği cevabı ölçen çalışmalar ve beyin omurilik suyu incelemesini içeren çalışmalardır. Bu testlerden elde edilen veriler ve hastanın nörolojik muayenesi ile tanı bir nöroloji hekimince kolaylıkla konur. Beyin omurilik suyu alınmasında bazı hastaların yanlış bilgileri bulunmaktadır. Sakat kalma, çocuk sahibi olamama, felç olma gibi bazı düşünceler halk arasında yaygın olarak bulunmaktadır. Eğer uygun ortam ve şartlarda yapılabiliyorsa belden yapılan bu işlemin hiçbir sakıncası bulunmamaktadır. Son yıllarda MRI’ın klinik kullanıma girmesiyle belden sıvı alma işlemi daha seyrek olarak müracaat edilmekle birlikte tanıda zorluk çekildiğinde bu işlem oldukça yararlı bilgiler sağladığından yapılması gerekmektedir. [ Düzenlendi 04 Şub 08 saat: 06:59 ] BS: Başkent University-Biomedical Engineering MS: Bilkent University-UNAM-Materials Science and Nanotechnology PhD: University of California-Los Angeles (UCLA)-Biomedical Engineering | ||
| Başa dön |
| ||
:yat):yat):yat):yat)
:yat):yat):yat):yat)
:yat):yat):yat):yat)
:yat):yat):yat):yat)





